Kılıç hakkı , İslam hukukunda, gayrimüslimlerin yaşadığı ve savaş yoluyla ele geçirilen topraklarda, fethin ardından hukukun izin verdiği bazı tasarrufları ifade eder
Bu tasarrufların başında, o beldenin en büyük ibadethanesinin camiye çevrilmesi gelir. Ayrıca, ibadethanelerin sayısı fazla ise en büyük birkaçı daha camiye dönüştürülebilir
Ancak, o bölge savaş olmadan, karşı tarafın teslim olmasıyla ve kan dökülmeden alındıysa kılıç hakkı uygulanmaz
Kılıç hakkı ayrıca, Osmanlı İmparatorluğu'nda tımarın toplam değerinin ilk 5-6 bin akçesi olarak, çekirdeğini oluşturan kısmı ifade eder
Türklerin kullandığı bazı kılıç türleri: Kilij. Yatağan. Gaddare. Şaşmir. Karabela. Memlük kılıcı. Pala.
Kılıç hakkı politikası, Osmanlı İmparatorluğu döneminde uygulanan bir askeri sistemdir. Ayrıca, "kılıç hakkı" tabiri, İslam hukukunda gayrimüslimlere ait menkul ve gayrimenkul malların, savaş neticesinde Müslümanlar tarafından ele geçirilmesini ve onlar üzerindeki tasarruf hakkını anlatmak için de kullanılır. En bilinen örneği, Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u fethinden sonra Ayasofya'yı camiye çevirmesidir.
Kılıç hakkı kavramı, Fatih Sultan Mehmet döneminde kanun haline getirilmiştir.
Kılıç hakkı deyimi iki farklı bağlamda kullanılabilir: 1. Osmanlı askeri sistemi: Savaşta düşman askerlerinden ele geçirilen kılıçları, askerlerin kişisel mülkiyetine geçme ve satma veya kullanma hakkı olarak tanımlanır. 2. Ayasofya'nın camiye çevrilmesi: İslam hukukunda, savaşılarak ele geçirilen topraklarda, en büyük ibadethanenin camiye çevrilmesi hakkını ifade eder. Kılıç hakkı deyimi ayrıca, kişinin kendi emeği ve alın teriyle elde ettiği şeyler için de kullanılır. Ayasofya ile ilgili kılıç hakkı kavramı, 2020 yılında Ayasofya'nın müze statüsünden çıkarılarak camiye dönüştürülmesiyle gündeme gelmiştir.